Spinoza Psikiyatriye Umut Vaad Eder mi?

Felsefe · 10 Aralık 2019 Salı



Bir soruyla başlıyoruz. Spinoza Psikiyatriye umut vaad eder mi? Bir soru her zaman bir yanıt bulmak için değildir.

Bu soru bir karşılaşma, etkileşmeyi arzuluyor. Tam da Spinozacı açıdan bir etkileşme.

Psikiyatrinin Kendi varolma çabasını güçlendirme arzusu yani iştahı. Spinoza adıyla dile gelen Spinoza felsefesi ve psikiyatrinin genel paradigmasını karşı karşıya getirmek.

Bir yanda bütünlüklü bir felsefe bir yanda kuramlar, araştırmalar, uygulamalarıyla dağınık kendi yolunu arayan bir nesneleşen insanı, kafa içindeki beyni, nöronları, ağları, yolakları, hastalığı anlama ve insanı sağaltım çabası. Birinin tıp alanı, sağaltım alanı olarak diğerinin Ethicasıyla Daha iyi bir yaşamı ve var olma çabasını artırma ortak arzusu.

Spinoza Psikiyatriye Umut Vaad Eder mi? Bu soru içinde bir varsayımı da barındırıyor.

Psikiyatrinin bir umuda ihtiyacı var. Ve Spinoza felsefesi psikiyatriye yardımcı olabilecek kudrete sahip güçlü bir felsefe. İki varsayımlı bir soru.

Kestirmeden psikiyatrinin ne umuda ihtiyacı var ne de Spinoza'nın böyle bir umudu demek isterdim.

Yaşamda biraz da naçizane spekülasyon ve eleştiri yapma hakkımız olduğunu düşünerek varsayımlarımızın peşinde koşalım.

Psikiyatrinin neden umuda ihtiyacı var. Ve çıkmaz sokaklarında felsefe onun imdadına koşabilir mi. Bu benim sadece Spinoza okumalarımda değil, beni psikiyatri ya da psikoloji okumalarından felsefeye kaydıran ana meselem.

Psikiyatrinin öyküsüne baktığımızda genel kavramlarından, inceleme nesnesinin özelliğine, nesnesine diyorum çünkü bakan nereye bakacak ve nasıl bakacak ve baktığı şeye ne kadar mesafe alacak ciddi bir mesele, insan herhangi bir nesne gibi ele alınabilir mi sorularından, her şeyi ödipus kompleksiyle çözmeye çalışan hatta bırakın insanı sinemayı, ekonomiyi, toplumu, edebiyatı, politikayı insanın elinin değdiği her şeyi kendi kavramlarıyla çarpıtarak yorumlayan, ve her şey hakkında fikri olan titan zincirine dönmüş cemiyetleri olan fantastik kuramlarından, ateorik bir zemin kurmaya çalışan nörotransmitter, yolak, reseptör, gen gibi biyolojik alanlara insanı sıkıştıran çalışmalarından çok yol aldığını düşünsek de 19.yy da kurulan bilimimizin gözden kaçırdığı ve bağlantı kuramadığı bir felsefi zemin mevcut.

Psikiyatrinin-psikolojinin kavramları metafiziksel alandan fiziksel alana tartışma konusu yapmış bir felsefe ve arada kurulamamış bağ. Kavramlarımız askıdadır .

Sadece bilimimizde değil dilimizde, türkülerimizde kavramlarımız karışıktır. Bedenimde değil, ruhumda sızı diyor türkü mesela.

Aynı bilimimiz gibine dediği anlaşılmamaktadır. Beden nedir, ruh nedir, birbiriyle ilişkisi nedir, duygu nedir, duygulanış nedir, kimlik, kişilik, benlik, bozukluk, hastalık, gerçeği değerlendirme, gerçeklik yavaş yavaş felsefeye doğru çekiyor...

Bu hissiyat beni Freud, klein, kohut vesaire hepsi saygıdeğer insanlardan felsefe okumalarına itti. Ve Spinozayla karşılaşma... Ve buradan bir umut..

Spinoza'nın emin olun psikiyatriyle falan bir derdi yok, onun derdi daha geniş bir ufka sahip. Biz buralardan ne bulabiliriz ana mesele bu

Spinoza felsefesiyle makul bir süre meşgul olan kişilerde yarattığı bağlanma, benimseme, dünya görüşü olarak alımlama duygusu nedeniyle; yaşamın açmazlarına, iyi ve kötü kavramlarına, giderek nasıl yaşamalıyım?

Sorusuna gönül rahatlığıyla verilen güçlü bir yanıta dönüşebilme becerisinde.

Bu felsefenin bu özelliği önemli bir tehlikeyi barındırır, nesnel bir mesafe ve akademik bir serinkanlılığı hızla terk edip, Spinoza aşkla ve ya tutkuyla anlattığınız birine dönüşebilir.

Tam da bu nedenle, Spinoza’nın söylemediklerini söylerken ya da başaramadıklarını onun yerine başarırken bulur insan kendini diye uyarıyor Çetin Balanuye. Buralarda bulmam umarım kendimi. CAUTE!! Temkinli ol..

Hemen güvenilir bir limana geçeyim. Büyük bir filozofla ve onun başyapıtıyla karşılasırız. Kimdir bu Spinoza...
Portekizcede Bento, İbranicede Baruch, Latincede Benedictus. Hepsi Tek anlama geliyor: Kutsal.

17. yy ortalarına kadar Amsterdam bütün Avrupa içinde en hoşgörülü kent olarak bilinir. Ailesi Portekizden Hollandaya göç eden Yahudilerden.

O dönem inançlarını değiştirmiş görünen ama kültürlerini devam ettiren Yahudilere Marrano deniyor. İspanyolca argoda hakaret amaçlı kullanılıyor.

Marrono olmanın deneyimi büyük oranda ikiliklerin gerilimlerin deneyimiydi, içerde hissedilen varlıkla dışarıya sergilenen davranış arasındaki boşluk.

Hakikat ile görünüş arasındaki bu gerilim başlangıçta zulüm koşulları altında benimsenen bir var kalma stratejisi. Böyle bir kültürün içinde doğan ve büyüyen Spinoza elbette bu stratejinin izlerini taşır.

Spinoza doğduğunda Descartes 32 yaşındadır ve Amsterdamdadır.

Spinoza sorgulama çağında doğmuştur. Galileo o yıllarda Roma engizisyonun sorgulanmıştır.

Baba tüccar.1654 yılında babasının ölümü ile geleneğe karşı eleştirileri yüksek sesle dillendirmeye başlıyor.

22temmuz 1656: 24 yaşındayken yahudi cemaatinden sert bir metinle lanetlenerek aforoz (cherem=sürgün, mahrum bırakma)ediliyor.

Metinde şöyle diyordu '....Ona iyilik gösterilmeyecek, aynı çatı altında durulmayacak, dört cubitten yakınına gidilmeyecek, onun tarafından yazılmış ya da düzenlenmiş hiçbir şey okunmayacak'.

Bir kuş kadar özgürdü ve malı mülkü yoktu. Kendine artık Benedictus diyordu.

Kendi cemaatinden kopan Spinoza yaşamını dostlarının yardımı ve Mercek perdahlama işiyle sağlıyor.

Fanatik bir yahudi tarafından hançerlenen Spinoza yırtık paltosunu her zaman odasında saklıyor.

Temkinli olmak lazım, düşünceler yaşamı tehlikeye sokabilir.1

660: Amsterdamdan çıkar, Leiden yakınlarında Rijnsburg’a yerleşir. vLeiden Üniversitesinde entelektüel bir çevreyle iletişim halinde kitapları üzerine çalışır.

Mektup arkadaşı Oldenburg ile burada tanışır ve mektuplaşmaları başlar.1663: Hague (Lahey) yakınlarında Voorburg’a taşınır.

Dr. Tulp'un Anatomi dersinin resmini yapan Rembrandt ile komşudur.

Burda şöhretli gökbilimci Christian Huygens ile tanışma(Modern optiğin kurucusu sayılır).

Spinoza’nın en yakın arkadaşı Hollandalı politikacı ve hükümet adamı Jan de Witt. Linç edilmesi.

Lahey’de Leibnez ile karşılaşma.1673-74: Heildelberg üniversitede profesörlük halkın inançlarına saygı gösterme şartı nedeniyle red eder.

1675: Ethica tamamlanır. 1677:vefat: tüberküloz ya da silikozis .

Gömüldükten sonra mezarından bedeni sökülmüş bir filozof.

Gömülmüş ama gömülmemiş, Yahudi ama afaroz edilmiş, Portekizli ama tam değil, Hollandalı ama aslında değil, Spinoza hiçbir yere ait değil ve her yere aitti.

Kimlerden etkilendi. Çağının anomalisi-hem ayrıksı hem de etkileşen biri. Bir bitkinin çiçeklerine ne kadar bakarsanız bakın ona su verenin kim olduğunu anlayamazsınız Ç. Balanuye.

Parmenides/Herakleitos: değişenin içinde değişmeyen.

Aristoteles/Platon.Stoa Felsefesi:nasıl yaşamalı, Tanrı tüm evrende ve şeylerin her birinde bulunan, tüm şeylerin eylediği gibi eylemesinin rasyonel düzenine verilen addır.

Augustinus/Thomas.Maimonides:Musevilik ve Aristoteles tarafından harmanlanan düşünceler/insan biçimci tanrı anlayışının reddi.

İbni Sina-İbni Rüsd: Neden bağımsız bir ilk neden/evrensel akıl/etkin akıl.

Farnces Van den Enden: Latince ve skolastik felsefe , rönesans sonrası bilimsel gelişmeleri hocasından öğrenir.kızıyla mesafeli bir duygusal ilişki.

Bruno-Copernicus-Galileo-Kepler- Newton.Hobbes: geometri bilinenlerden bilinmeyenleri dikkate değer bir kesinlikle türetebilme olanağı aksiyom benzeri sağlam ve sağlam uslamlama ile sürdürülerek daha karmaşık yeni bilgileri epeyce güvenilir bir biçimde türetmek olanaklıdır.

Bu aslen çağın kabuludur. politik düşüncelerinden etkilenmiş. Doğa durumu.

Descartes: o dönem Hollandasında entelektüel yaşamda belirgin etkisi var.Sağlam akıl yürütme ve sistematik bilgi oluşturma tek geçerli hakikat soruşturma yolu. 1663 Felsefenin Descartesçı İlkeleri kitabını kendi adıyla yayımladı:geometrik yöntem.

Açık seçik düşünce-etkin ve edilgen duygular-geometrik yöntem-beden ve zihin tartışmaları Descartes'tan aldığı kavramlar.Descartes’a karşı zihin ve bedenin iki ayrı töz olamayacağı. Doğruluğundan kuşkulanamayacak yargılardan yola çıkarak, düşünüyorum o halde varım, kartezyenizm. beden ile zihin arasında bir türlü kapanamayan ikilik

Kimleri etkiledi Son dönem Spinozaya olan ilgi tüm dünyada ve ülkemizde artmakta.

Doğa, düşünce ve bedenle bir ve aynı şey olan insan kavrayışı, belirlenim kavramı, duyguların üzerimizdeki güçlü yönlendiriciliği çağcıl araştırma bulgularıyla tümüyle uyumlu görünmekte.

Hakikat duygusuna belki hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde etkileri yaygındır, felsefede olduğu kadar siyasette, bilimde, edebiyatta ve sanatta da görülür; Spinoza kendini olumlayanlar kadar olumsuzlayanların da katkısıyla devleşmiştir.

18yy a kadar isminden hep ateistliği, din tanımazlığı üzerinden bahsedilmiş, eleştiriler üzerinden fikirlerinin tanınmasına olanak sağlamıştır.

Bu bazen yanlış anlaşılmasına göz ardı edilmesine neden olmuştur.

Spinoza ismine tedirginilikle yaklaşılmıştır. Sakıncalı bulunmuş, ismini ananlar ateizmle damgalanmaktan korkmuştur.

Filozofu çarpıtarak geniş çevrelere duyuran Bayle olmuştur.İçten bir Spinoza kabulü ve sevgisinin belki de ilk örneği Goethe'de görülür.

Tanrı aşkıyla sarhoş olmuş bir adam olarak nitelenecektir Alman romantikleri tarafından.

Kimleri etkilemiştir peki. Tabi Leibnez. Spinoza ondan pek haz almaz ama ajan olarak görür. Belki de gerçekten öyledir.

Hegel: "Düşünce, kendisin, Spinozacılığın çıkış noktasına yerleştirerek başlamalı; Spinoza'nın takipçisi olmak bütün felsefe için temel başlangıçtır.

Bir filozof olmanız için önce Spinozist olmanız gerekir... felsefe yapmaya kalkıştığında, ruh bu Tek Töz'ün eteklerinde yıkanarak yola çıkmalı..."Nietzche.

1876 da Spinoza'nın Laheyde heykelini yapmak için katkıda bulunan bilim insanlarının listesinde Wundt ve Helmholtz'un isimleri geçmektedir.

Marx. Hegelci Marxizm ve Spinozacı Marxism. Althuser.

Freud...'Hiçbir duraksama olmadan Spinozanın buluşlarına dayandığımı itiraf ediyorum. Eğer isminden hiç bahsetmediysem bunun nedeni düşüncemin ilkelerini onun çalışmalarından almadığımdan ama yarattığı atmosferden etkillendiğimdendir.'

Deleuze. Antony Negri.

Einstein.

Lacan. 1964 te açılış konuşmasına Aforoz Edilme başlığını atar.

Ulus Baker.

Damasio. ................... ................

Kitapları

Ethica'nın yapısı Ethica’nın mimarisi-Geometrik yöntem.
Tanımlar- Aksiyomlar- Önermeler- Scolie.
Geometrik yöntem birçok filozof tarafından kullanılmıştır. Özellikli olarak kullanılmasının nedeni tartışmalı. Tarihsel bir belirlenim mi anlatım kolaylığı mı, öğretisinin zorunlu gerektirmesi mi?

Hobbes, Galileo, Newton, Russell, Moore, Whitehead, Wittgenstein.İlk temel önermelerle başlayıp gelişen düşünme evreni bir tür hakikat duygusu uyandırır.

İlginç bir deneyimdir. Etika sizi tüm kozmosu, her türen varlığı, insanı, günlük yaşantıları, siyaset ve etiği o güne kadar bildiğiniz tarzların dışında, yepyeni bir biçimde görmeye ikna edecektir.

Aksiyomlar sayesinde kurulan o görkemli yapı adeta zemindeki sağlamlığı bir daha hiç gereksinmeyecektir.

Ahlaki ilkeler öneren bir metin akla getirse de, gerçekte yapılan bundan farklı.

Etik, salt insanların değil, adeta tüm varlıkların bir arada olabilme koşullarını genel evrensel yasalar kapsamında anlamayı amaçlar.

Etika’da amaçlanan terörapatik bir sağaltımın gereğidir: Zihnimizi kuran upuygun fikirlere sağlıklı bir ifade olanağı sağlamak için bulanık fikirlerden arınmak



.................

.............

Uzm. Dr. Ersin Baltacı- Psikiyatri Kış Okulu -Antalya,2020.


Bu Kategorideki Diğer Blog Yazıları


Son Blog Yazıları