Pandeminin Çocuklar ve Gençler Üzerine Ruhsal Etkileri

Psikiyatri & Psikoloji · 10 Haziran 2020 Çarşamba



COVID-19 pandemisi günlük hayatımızı doğrudan ve dolaylı yollarla önemli ölçüde etkilemiştir. Bu süreçten şüphesiz ki en çok etkilenenler arasında çocuklar ve gençler gelmektedir.

Çocukların ve gençlerin bu kriz durumunda vereceği tepkiler, mizaç özellikleri, ailenin ekonomik ve kültürel özellikleri ile yakından ilişkilidir.

Kendisinin ya da aile bireylerinin enfekte olacağı kaygısı, izolasyon, aile bireylerinden birinin kaybı, işsizlik bu dönemde ruh sağlığını tehdit eden en önemli zorluklardandır.

Küçük yaştaki çocuklar (3-6 yaş) sosyal ve duygusal gereksinimlerini bağımsız olarak karşılayabilecek gerekli kaynakları olmadığından travmatik olayların etkilerine karşı daha savunmasızdırlar.

Bu nedenle erken dönemde yaşanan travmaların etkileri daha olumsuz olabilmektedir. Diğer travmatik olaylardan farklı olarak pandemi süreci, "izolasyon/karantina" gibi bireylerin yakınlaşmasını engelleyen zorunlu önlemler gerektirmektedir.

Bu nedenle çocuklar ve aileler günlük rutinlerini değiştirmek zorunda kalmışlardır.

Bu önlemler salgının kontrol altına alınmasını kolaylaştırırken, öte taraftan aile işlevlerini düzenleyen ve koruyan aile ritüellerinin sürdürülmesine engel olabilmektedir.

Bireyler krizin yarattığı olumsuz duygularla baş etmeyi kolaylaştıran sosyal ilişki ve sosyal ortamlardan mahrum kalmaktadır.

Bu ilişkilerin kesintiye uğraması hem bireysel hem de aile direncini azaltabilmekte ve stresörlere olumsuz tepki verme ile sonuçlanabilmektedir.

Pandemi süreci nedeniyle zorunlu olarak evde kalmak çoğu çocuk için birçok riski barındırır. Ev içi stresörlerin artmasıyla birlikte ihmal, fiziksel/duygusal/cinsel istismar, ebeveynler arası şiddete maruz kalma daha sık ortaya çıkmaktadır.

Tedbirler nedeniyle, okul öncesi eğitim kurumları, sağlık ve sosyal hizmetler arasındaki iletişim ağının zayıflaması ihmal ya da istismara uğrayan çocukların fark edilmesini ve bildirimini güçleştirebilir. Bu durum, gözden kaçırılmaması gereken önemli bir konudur.

Bebeklerinde çevrelerindeki değişikliklerin farkına varabildikleri bilinmektedir. Küçük çocuklar ebeveynlerinin yaşadıkları stresi hissederler; ancak yetişkinler ya da daha büyük çocuklar gibi duygularını ifade edemezler.

Küçük çocuklar kaygılarını, karşı gelme davranışı, öfke nöbetleri gibi ebeveynlerin yaramazlık olarak yorumlayabilecekleri şekillerde gösterebilirler.

Bu yaşlarda bilişsel/duygusal gelişim henüz tamamlanmadığı için çocuklar duygularını ağlayarak, kızarak, küserek, kendilerine ve oyuncaklarına zarar verici davranışlarda bulunarak ifade edebilirler.

Aileler çocuklarının çok daha sinirli olduklarını deneyimleyebilirler.

Çocuklarda bazı becerilerde örneğin tuvalet eğitimini kazanmış bir çocukta altına kaçırma, kendi başına beslenme becerisi gelişmiş bir çocuğun yemeğini annesini yedirmesini beklemesi, tek başına uyuma becerisi kazanmış bir çocuğun anne ya da baba ile birlikte uyumak istemeye başlaması, parmak emmeye başlama gibi gerilemeler görülebilir.

Uyku düzeninde değişiklikler; uykuya dalma sorunu, sık uyanma, sık kabus görme, daha küçük çocuklar için gündüz uyku rutininin bozulması gibi durumlar olabilir.

Küçük yaştaki çocuklar, daha büyük yaştakilere göre daha fazla sarılmaya ve kucaklaşmaya ihtiyaç duyabilirler.

Ebeveynlerin fiziksel mesafe kuralları gereği çocuğun bu yakınlaşma davranışlarına izin vermemeleri çocuklarda öfkeye ve huzursuzluğa sebep olabilir.

Çocuklarda yaşanan bu stres tepkileri ebeveynlerin kendi yeterliliklerinden şüphe duymalarına, hatta kendilerini yetersiz ve suçlu hissetmelerine, mutsuz olmalarına, anlama ve empati becerilerinin azalmasına, uyku sorunlarına, depresyona bile neden olabilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü pandeminin ruhsal sonuçlarının ele alınması için hem yetişkinler hem de çocuklar için bazı önerilerde bulunmuştur.

Koronavirüs hakkında yanlış anlamaları önlemek için virüsler ve salgınlarla ilgili gerçeğe dayalı bir eğitim sağlanmalı, ekran maruziyeti sınırlandırılmalıdır.

Ebeveynler ve diğer aile üyeleri çocuklarla iletişimlerini artırmak, korku ve kaygılarını gidermek, oyun oynamak, fiziksel aktivite yapmak için teşvik edilmelidir.

Aileler bu süreçte yaratıcı aktiviteler, evde yeni rutinler oluşturabilir, evde yapabilecekleri fiziksel egzersizler, sanat ve zanaat projeleri, video temelli sosyal toplantılar gibi etkinlikler yapabilirler.

Ebeveynlere çocukların olgunluk düzeyine ve krizi anlama becerilerine göre yapıcı bir şekilde etkileşim kurmalarını önerilmektedir.

Ebeveynler çocuklarının görevlerini birer birer planlamalı, onları hijyen alışkanlıkları, fiziksel mesafe konusunda eğitmeli, çeşitli ev aktiviteleri, kapalı mekan oyunları ve yaratıcı aktivitelere katılımını teşvik etmelidir.

Ergenlerin ev işlerine katılmaları tavsiye edilir.

Yapılan çalışmalarda belirsizlik zamanlarında ebeveynlerin sağlayabileceği güvenli bir aile ortamının güçlü bir koruyucu etken olduğu bilinmektedir.

Ebeveynin uygulamaları ve başa çıkma mekanizmaları çocukların ruh sağlığını etkilemektedir. Küçük çocuklar ergenlere kıyasla ebeveynlerinin daha fazla ilgisini ister ve ebeveynlerinin fiziksel varlığına, oyun oynamaya daha çok ihtiyaç duyarlar.

Ebeveynler çocuğa ilgi ve güven sağlamak için sadece çocukla ilgilendikleri özel zaman ayırmalıdır.

COVID-19 hakkında çocukların bilincini artırmak için ebeveynlerin küçük çocuklarıyla iletişim kurması çok önemlidir.

COVID-19’ la ilgili mevcut belirsizliğe ilişkin çocukların kaygılarını hafifletmek için çocukların haberlere maruz kalması sınırlanmalıdır.

Ebeveynlere bir aile takımı olarak uygun koruyucu önlemler, tedbirler almaları ve başa çıkma mekanizmalarının olması önerilir.

Çocuklarla oynamak, okumak, dinlenmek ve fiziksel aktiviteyle meşgul olmaları için tutarlı bir rutinin takip edilmesine çaba gösterilmelidir.

Çoğunlukla çocuğun yatma zamanı tutarlı olmalıdır. Daha önceki yatma zamanı için çocukların biraz daha zamana ve ilgiye ihtiyacı olabilir.

Ebeveynler çocuklarına ne yapmamaları yerine nelerin yapılabileceğine ilişkin seçenekler hakkında daha fazla bilgi vermelidirler.

Ebeveynlerin pandemi zamanında çocuklarının davranışlarında bir miktar değişiklik gözlemleneceğini bilmeleri gerekir.

Ebeveynler çocuklar için en iyi rol modelidir. Ev, yaşam becerilerini öğrenmek için pratik yapılacak en iyi yerdir.

Ergenlerin küçük çocuklara kıyasla COVID-19 hakkında daha iyi bilgiye sahip olması beklenir, bu nedenle iletişimde daha açık olmaları ve yargılayıcı ifadelerden kaçınmaları önerilmektedir.

Evde yemek pişirme, odalarını organize etme, çamaşır temizlik gibi yaşam sorumluluklarının bazılarını öğrenebilirler.

Pandemi koşullarında sanat, müzik gibi yaratıcı uğraşlar ergenlerin ruh sağlığına yardımcı olabilir.

Kitapları kendilerine seçtirerek kendi kendine okumayı desteklemek ve bunlar hakkında tartışmak ergenlerin gelişimine yardımcı olur.

Ergenlerin akran destek sistemlerine değer verilmesi çok önemlidir.

Öğretmenler COVID-19 hakkında öğrencilerin olgunluk düzeyine göre koruyucu sağlık davranışı ve eğitim vermeye biraz zaman ayırabilirler, pandemi sırasında öğrencilere sorumluluklarını modelleyebilirler, birlikte hareket etme ihtiyacını açıklayabilirler.

Öğretmenlerin öğrenciler arasında ruh sağlığının geliştirilmesinde oynayacakları bir rol vardır.

Öğrencilere derin nefes alma, kas gevşemesi gibi basit egzersizlerin öğretilmesine yardımcı olabilirler.

Sonuç olarak insanlığın geçirdiği kötü tarihsel olaylara bakıldığında kayıplar ve üzüntü yaratan durumların yanında olumlu kazanımların da gerçekleştiği görülmektedir. İnsanlık büyük problemlerle karşılaşarak yoluna devam etmektedir.

Toplumlar ve tarih için böylesi zorlu bir dönemde bireysel olarak kendi başımıza baş edemediğimiz ruhsal zorlukların olması çok doğaldır .

Unutulmamalıdır ki yaşanan güçlüklerin bir kısmı geçici olup, dirençli olan semptomların ise tedavisi ve onarılması mümkündür. Böyle durumlarda yardım talep etmek, ruhsal olarak güçsüzlüğün değil bilinçli olduğunuzun göstergesidir.

Yoğun karamsar ve kaygı dolu duygular yaşadığınızda, tek başınıza baş edemediğinizi düşündüğünüzde, çevrenizden yardım istemek gerektiğinde profesyonel destek almak adına ruh sağlığı uzmanlarına başvurmak önerilen bir yoldur.



Uzm. Dr. Önder Küçük - Çocuk ve Ergen Psikiyatristi & Psikoterapist / İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Park Hastanesi

Uzm. Dr. Ersin Baltacı - Psikiyatrist & Psikoterapist / Kadıköy Moda Psikoterapi & Psikiyatri Merkezi


Bu Kategorideki Diğer Blog Yazıları


Son Blog Yazıları