DEPRESİF BOZUKLUKLAR


Major Depresyon


Tüm toplumda major depresyonun yaygınlığı %3-5.8 kadardır. Bu oran ciddiye alınabilecek kadar yüksek bir orandır ve major depresyonun yaygın bir hastalık olduğunu göstermektedir.

İnsanın ruhsal hali bir iklim gibi özellik gösterir. Bu iklim içinde her insanın ruhsal durumu dalgalanmalar gösterir. Bazen havanın günlük güneşlik olduğu durumlar gibi bazen kendimizi mutlu, enerjik, neşeli hissederiz. Bazen havanın kapalı, sert olması gibi kendimizi karamsar hissedebiliriz. Bütün bunlar insan yaşamı içinde farklı ruh halleridir. Mutsuzluk, hüzün, engellenme, umutsuzluk insan duygulanışları yelpazesinin bir kısmıdır. Bu haller çoğu zaman birbirine geçişler göstererek aynı hava durumu gibi süreğen halde yaşamımıza devam etmemize, yaşamımızın olağan akışını sürdürmemize engel olmaz.

Fakat dışarıdan ya da içeriden yaşamımızı fiziksel ya da ruhsal olarak negatif olarak etkileyen bir şeyle karşılaştığımızda beden ile zihin strese çeşitli tepkiler verir. Stres ile baş etmek için elindeki imkanları kullanırken bazen başa çıkma yolları çaresiz kalabilir. Geri çekilme, içe kapanma, kendisini ve çevresini suçlama görülebilir.

Klinik olarak depresyonun temel özelliği negatif bir duygudurum olarak umutsuzluk, karamsarlık, çökkünlük, bunaltı, üzüntü halinde seyretmesidir. Kötümser bir perspektiften yaşama bakarlar ve olay ya da durumların olumlu yanları daha küçük görünürken olumsuz yanlar devasa bir hal almıştır. Kişi geçmişte yapmaktan keyif aldığı etkinlikleri yapmak istemez. Çevreye karşı ilgisi azalmıştır. İnsanlardan uzaklaşmıştır. Gelecek karamsar bir çerçeveden görünür. Keyif veren aktiviteler, iş yaşantısı, cinsellik, insan ilişkileri artık keyif veren etkinlikler değildir. Umutsuzluk ve çaresizlik duygusu baskındır. Karanlık bulutlar gibi yaşamına çökmüş bu ruh hali sanki hiç geçmeyecek gibi bir his hakimdir. Mevsim hep kış olacaktır. Yaşam çekilmez bir haldedir ve yaşamın tüm yüklerini omuzlarında hisseder. Geçmişteki güzel günleri yaşan sanki kişinin kendisi değildir ve o güzel günler bir daha hiç gelmeyecektir. Bu ruh hali çaresizlik duygusunu getirir.

Basit günlük işleri dahi yapmak kişinin içinden gelmez. Artık duş almak, öz bakımını gerçekleştirmek istemez. Ne yiyeceğini, ne giyeceğini önemsemez. Enerji düzeyleri düşmüştür. Kimi zaman bu ruh haline rağmen yardım arayışı davranışı içinde değillerdir, hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanabilirler. Bazen de yardım arayışı içinde olsalar da etraflarında onları anlayacak kimsenin olmadığını düşünürler.

Kötümserlik, umutsuzluk duyguları bazen intihar düşüncelerini getirebilir. Böyle durumlar acil durumlardır. Mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bilinmedir çoğu negatif duygular uygun tedavi ve terapi yöntemleriyle bazen de zamanla uygun sosyal destek ve uygun ortamda kendiliğinden düzelebilir. Fakat intihar düşünceleri gibi acil durumlarda kendiliğinden düzelmesini beklemeden acile bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Depresyon durumlarında iştah değişikleri olabilir. Bazı insanlar çok yemek yediklerinden bazıları ise hiç yemek yiyemediklerinden yakınırlar. Can sıkıntısından yemek yiyorum ya da canım o kadar sıkkın ki hiçbir şey yiyemiyorum cümlelerinin ikisine de rastlanabilir. Yine uyku konusunda da farklılık olabilir. Bazı insanlar depresyondayken çok uyurlar yataktan çıkmak istemezler. Bazı insanlarda sürekli zihinlerine kötü şeyler geldiğinden uyuyamadıklarından yakınırlar. Ne zaman yastığa kafamı koysam aklıma hep kötü şeyler geliyor ve uyuyamıyorum diyen de olur, uyumaktan başka bir şey yapmıyorum diyen de. Depresyondaki kişilerin davranışları birbirinden farklılık gösterebilir. O nedenle ortak bir hastalık tanımı yapılsa da depresyon teşhisi de tedavisi de bireysellik gösterir.

Kişilerin çoğu enerjilerinin düşüklüğünden yakınırlar. Bıkkınlık ve isteksizlik görülür. Yaşamlarında yaptığı etkinlikleri listelemeleri istendiğinde aktivitelerdeki azalma gözler önüne serilir. Bazen ağızlarından kelimeler zorla dökülür. Konuşmak dahi istemezler. Bunun sonucunda etraflarında destek alabilecekleri kişilerden uzak dururlar ya da çevresindeki insanları uzaklaştırırlar.

Kaygı sıklıkla depresyona eşlik eder. Bazen hastalar yerlerinde durmazlar, ellerini ovuştururlar, tırnaklarını yerler, saçlarını koparırlar, eskisine göre daha fazla sigara ya da alkol içebilirler.

Sigara ve alkol depresif ruh halinden uzaklaşmak için bir aracı olarak düşünülse de içinde bulunulan durumu daha karmaşık hale sokabilir. Depresyonu daha sürekli hale getirebilir. Bu nedenle bu tarz baş etme yöntemleri geliştirilirse ya da geliştiriliyorsa hastalık komplike bir hal almadan muhakkak bir psikiyatriste görünmek gerekir.

Tahammülsüzlük, çabuk öfkelenme depresyonun belirtisi olabilir. Konsantrasyon bozuklukları, odaklanamama, dikkat eksikliği görülebilir. Dikkat eksikliği için tedaviye başvuran kişilerin bir kısmında dikkat eksikliğinin altında  yatan neden depresyondur. Bu kişiler depresyonunun tedavisi sonrası dikkat eksikliğinin de iyileştiğini dile getirir.

Depresyon bellekte de bozulmalara neden olabilir. Kişiler kolay unuttuklarını, planlama yapamadıklarını dile getirirler. Özellikle yaşlılarda bu durum bunama ile karışabilir. O nedenle depresyona yalancı bunama (psödodemans) ismi de verilir. Kişilerde özellikle unutkanlık şikayeti ön plandaysa depresyon ayırıcı tanısı değerlendirilmelidir. Tedavide ciddi farklılıklar olduğundan ayırıcı tanıda depresyonun yer alması ayrıca önemlidir.

Depresyon (çökkünlük) hastalarının birçoğunda bedensel yakınmalar da ön plandadır. Adeta söze dökülemeyen bazı şeyler beden tarafından dile getirilmektedir. Mide bağırsak sistemiyle ilgili yakınmalar, hazımsızlık, mide yanması, baş ağrısı, bedende uyuşma ve karıncalanma, sırt ağrısı gibi bedensel yakınmalardan yakınılabilir. Bedensel yakınmaların bu denli çok olması başka organ sistemlerine ait hastalıkların dışlanmasını gerektirir. Genelde depresyon nedeniyle bedensel yakınma yaşayan kişiler bu şikayetlerinin psikolojik kökenli olmadığını düşünerek iç hastalıkları, fizik tedavi gibi branşlara başvururlar. Yapılan tetkiklerde herhangi bir şey tespit edilmediğinde psikiyatristlere yönlendirirler. Unutulmamalıdır ki beden zihni yansıtan bir ayna, zihnin organıdır. Dilimizin anlatamadıklarını bazen bedenimiz anlatır. Bedendeki yakınmalar ihmal edilmemelidir. Kendisini bedenle dile getiren depresyona maskeli depresyon da denir.

Depresyon yaşayan kişilerin bazen gerçekliği değerlendirme yetisi bozulabilir, depresyona her zaman olmasa da psikotik buldular eşlik edebilir. Psikotik bulgular eşlik ettiğinde, kişinin gerçekliği değerlendirmesi bozulduğunda acil bir durum olarak değerlendirilip psikiyatriste başvurması gereklidir.

Özetle Depresyonda sık görülen belirti ve bulgular şunlardır:

  • Yetersizlik ve güvensizlik düşünceleri

  • Üzüntü, keder, hüzün

  • Kaygı

  • Öfke, tahammülsüzlük

  • Donukluk

  • Zevk alamama

  • Suçluluk

  • Umutsuzluk, karamsarlık, kötümserlik, çaresizlik

  • Bellek bozuklukları, unutkanlık, hatırlayamama

  • İntihar düşünceleri

  • Sosyal geri çekilme, içe kapanma, yalnızlık duygusu

  • İş ve sosyal yaşamda bozulma, ilişkilerde problemler

  • Enerji azlığı, yorgunluk, huzursuzluk, davranışlarda yavaşlama

  • Uykusuzluk ya da çok fazla uyuma

  • Cinsel istekte azalma

  • İştahta azalma ya da iştahta artma, kilo alma ya da kilo verme

  • Baş ağrısı, sırt ağrısı, kabızlık, mide rahatsızlığı gibi bedensel yakınmalar

Birçok psikiyatri polikliniğine depresyon en sık başvuru nedenleri arasındadır. Depresyon bu yönüyle yaygın hastalıklardan biridir İşgücü kaybına, insan ilişkilerinde bozulmalara neden olabilmektedir. Bu yönüyle depresyonun erkenden tespiti ve tedavisi önemlidir. Bazen ben bu hastalığı tek başıma yenerim duygusu, bazen de içinde bulunan durumu bir hastalık gibi değerlendirmeme durumu bazense psikiyatriye başvurma konusundaki önyargılar hastalığın tedavisini geciktirmektedir.

Uygun tedavi ve terapi için psikiyatriste başvurmak, hem tedavi için gereklidir hem de depresyonun yaratacağı ikincil sorunlara karşı önleyicidir.