Psikoterapi Nedir?


Psikoterapinin Tarihini Kısaca Özetlemek Gerekirse


İnsanlık tarihinin en eski belge ve kayıtlarına baktığımızda insanların sağlığıyla alakalı bazı problemlerin ruhsal nedenlerden ortaya çıktığının fark edildiğini görürüz.

Fark etmenin yanında bu problemleri çözmek için tedavi yöntemleri de geliştirmişlerdir.

Bu işler o zamanlar da bile bir tedavi şekli olarak algılanmış ve tedavi eden kişilere bırakılmıştır, hekimler bu sorunların çözümünde sorumlu tutulmuştur.

Modern dünyanın gelişmeleriyle tıbbın anatomi ,fizyoloji ve cerrahinin hızla gelişmesine rağmen ruhsal olan sorunlar maneviyat ile ilgili sayılıp dışarda tutulmuştur.

Zamanla insanın ruhsallığı ile bedeni ve sinir sistemi arasındaki bağlantılar tespit edilerek ruhsal bozukluklar hekimlerin ilgi alanlarına tekrar girmeye başlamıştır.

Eski çağlara bakıldığında birçok uygulamanın psikoteröpatik içeriği olmasına rağmen sistemik bir özelliğe sahip değildir.

Hipokarates'ın birçok psikoteröpatik uygulamaları olduğu bilinir.

Tıpta kullanılan sistemik psikoterapi yöntemlerine baktığımızda ilk başta Franz Anton Mesmer'i ( 1734-1815) i görürürüz. Uygulamasının kanıta dayalı bir özelliği olmasa da dönemin odak noktalarından biri olan mıknatıslarla kronik ağrı ve felç gibi hastalıkları olan hastalarını tedavi etmeye çalışmıştır.

Bu uygulamaların organik bir iyileştirici yanı olmasa da hastaların fayda gördüğünü gözlemlemiş, iyi olma halinin mıknatıssız sözlerle de sağlanabildiğini gözlemlemiştir.

İçinde bulunduğu dönemde ciddi tartışmalara neden olan hatta bilimsellikle ilişkisi olmadığı için Mesmerizm olarak alaya da alınan bu durum, hipnoz gibi telkine dayalı bir yöntemin gelişmesine olanak tanımıştır.

İnsanın zihninde tıkanıklar olduğu bunun rahatsızlıklara neden olduğu düşünülerek hipnozla bu tıkanıklıklar açılmaya çalışılmıştır.

Bütün denemeler devam ederken Fransa'da gerçekleşen Fransız Devrimi ve sonrasında ortaya çıkan Aydınlanma ruh sağlığı ve zihine bakışı da değiştirmiştir.

O dönem depo hastanelerde tutulan zincirlenmiş akıl hastalarını zincirlerinden kurtaran ve tedavi etmeye çalışan Phillippe Pinel (1745-1826) olmuştur.

1793 yılı martında 12 hastanın Bicetre Hastanesinde zincirlerini söken Pinel, psikiyatri sanatının doğduğu günü de adeta ilan etmiştir.

Pinel uyguladığı tedavi yöntemlerine 'moral terapi' adını vermiştir.

Bu dönemde ruh sağlığı alanı diğer tıp branşlarına göre geri planda kalsa da diğer organların incelenmesi gibi insan beyni de incelenmeye başlanmış ve beyin ile ruhsal hastalıklar arasında bağlantılar kurulmaya çalışılmıştır.

Bu gelişmeler ışığında nasıl diğer organlara dokunularak tedavi sağlanıyorsa beyine de cerrahi ya da başka tekniklerle müdahale edilebileceği düşüncesi de gelişmeye başladı.

Çağdaş psikiyatrinin bu anlamda en önemli ismi Şizofreni'i bir hastalık olarak tanımlayan Eugen Bleuler'dir. Yine Bleuler'in öğrencilerinden Carl Gustav Jung'un psikiyatriye ve psikoterapilere büyük katkıları olmuştur.

Beyine ve sinir sistemine  fiziksel olarak müdahale etmenin yanında,  insan zihninin dış uyaranlara uyum sağlama gibi bir kabiliyetinin olduğu, değişimin öğrenme ve dış etkilerin değiştirilmesi ile oluşturulacak etkilerle değiştirilebileceği de düşünülmeye başlandı.

Dışsal olan değiştiğinde içsel olan da değişiyordu. Bunun keşfi psikoterapi adında toplanan uygulamların gelişmesinin de önünü açtı.

Bu temelde birçok perspektiften insan zihnine, kavrayışına, çalışmasına yönelik çeşitli kuramlar geliştirilmeye başlandı.

Bu kuramların en ünlüsü ve psikiyatri ve psikoterapi alanında çığır açan kişi hepimizin ismini bildiği ve duyduğu Sigmund Freud'dur. Freud terapileri özellikle psikanalizi çeşitli ruhsal durumları inceleyen ve tedavi eden bir yöntem olarak geliştirdi.

Psikanalizin etkisi, psikanalize karşı olan ya da psikanalizi geliştiren çeşitli kuramların ortaya çıkmasına neden oldu. Bir yandan da gelişen teknoloji, ilaç sanayi, anatomi ve fizyoloji bilgisi ile merkezi sinir sisteminin incelenmesi ve tedavilerin etkileri incelenmeye başlandı.

Şu anda yapılan psikoterapi uygulamalarının merkezi sinir sisteminde yaptığı olumlu değişiklikler kanıta dayalı bir şekilde ispatlanmaya çalışılsa da psikoterapiler her zaman öznel bir özellik göstermektedir.

Bunun yanında insanlığın elde ettiği bilgi ve deneyimler ışığında bir kurama  ve ilkeye dayanmak zorundadır




Psikoterapi Nedir? ile ilgili diğer yazılar

Psikoterapi Nedir?
Psikoterapi Ne Değildir?
Psikoterapist kimdir?
Psikoterapilerin Dayandığı Ana Kuramsal Yönelişler Nelerdir?